Mayıs 13, 2008 · Kategori: En Sevgiliye

Ey beni en cok sevenin sevdigi!..

Ey beni en çok sevenin sevdiği!..



21hs5

Bilirim.
her gün… doğmadan kızıllığına yazar adını..
Bilirim her martı dokunmadan denize
Kendi dilince tekrarlar duanı..

Ve her gül açmadan kollarını Bu dünyaya
Senin kokunu bular yüreğine..

Bilirim düşmez güneş Toprağın hiçbir zerresine…
Hatırlamadan seni…

Bilirim seversin sen seni seveni….

Ey beni en çok sevenin en sevdiği…
Ey gönlümdeki sevgiye bengisuyunu, okyanus diyarından yudum yudum damlatan…

Kar suları yıkarken ruhumu, ılık bir yağmur damlasının sevdasında, yürek atışlarıma merhamet denizinden katreler düşüren…
Ey kalbimin en derin toprağına, avuçlarımda biriktirdiğim dualarıma kattığım, kirpiklerimin ıslaklığı ile bezediğim, nazenin çiçeğimin adı…

Sonra, yalnız karanlıklarımın donduran soğukluğunda , yapraklarının gölgesinde bakışlarımı ısıttığım …
Adıyla,en tenha zamanların karmaşasında, içimin dalları kıran fırtınalarını durulttuğum…

Her uyanışımda sabaha, gurubun kızıllığına taze açmış yaseminler aklığında ismini yüreğimle yazdığım…

Ey adıyla, serin rüzgarlarında bedenimi üşüten eylülü, nisanın yeni açmış badem ağaçlarına döndüren… içimin dermansız bildiğim dertlerine, sonsuz bir iyileşmeyle deva olan…

Ey seher vakitlerinde soğuk gül yapraklarına ılık dokunuşlarla konan, şebnemlerin nazlı terennümü…
Bütün kar taneleri erguvan dalında çiçek oluyor kökünü ruhuma salan…adının gölgesine sığınınca günahlardan bizar olmuş yüreğim…

Sana gönderdiğim selamların kabul olma umudunun heyecanıyla, dağbaşlarımı kuşatan bencillik dumanlarının arasında, sevmeye dair al laleler açtıran…

içimde dünyalık nefesler adına r büyüttüğüm bütün mavi kuşları salıyorum semaya… uğruna, kendi içimde kendimi tutsak ettiğim her anın zincirlerini koparıyorum zihnimden… teselliyi sana yolladığım selamın kabul edilmesi umudunda buluyorum… bilir misin Ya Resulullah? Her yıkılışında içimin kaleleri, kalbimin kırıklarını bu umutla sarıyorum… yüzüme kapanan kapıların dibinde gözyaşımdan bir ırmakta boğulurken, bana uzanan elin sıcaklığı bu umuttan… bütün alınmışlıklarımın, tek başına bırakılmışlarımın, darmadağın oluşlarımın sessizliğine düşen tatlı bir terennüm oluyor bu umut… içimin burukluğunda, merhametsizlik dağlarken yüreğimin her bir zerresini, sabah ezanlarına kadar kapanmayan gözlerimin aminlerine dost ediyorum bu umudun varlığını…

Ey bütün çiçeklerin naif susuşlarının ardında, hiç durmadan söylenip duran sevda ikliminin şanlı adı…

Ey ılık gamzeleri gibi toprağın, ruhumun buz tutmuş dehlizlerine merhametle inen bahar…

Gül kokusunda içime çektiğim şefkatin, eşsiz timsali…..

Uzak zamanlarında ömür tüketiyoruz saadet asrının… bir tek kalbimde büyüyen sevgi aşabiliyor zamanı, mesafeleri, asırları… donup kalıyor zaman, içimdeki özlemin sıcaklığında… çözülüyor imkansızlıklar, sessiz eriyişlerde… zaman susuyor kör kuyuların diplerinde… tarihler ses vermiyor gizli köşelerde… ve bir tek özlemim aşıyor zamanı, mesafeleri… bir tek gözyaşımdan bir kuşun kanadı bırakıyor beni, senin yürüdüğün çöl zerrelerin arasına… bir tek özlemin dev bir dalga olup, sürüklüyor bedenimi, Sevr mağarasında yuva yapan güvercinin kanat çırpmayışlarına… bir tek dualarımın kabulü taşıyor beni yaşadığın zamanların kıyısına… hıçkırıklar kesiyor nefesimi, yüzümde pişmanlıkların buyun eğişleri… anlatamıyorum… sevmekten uzak seslenişlerim susuyor iç yangınlarımda… senin adını yüreğime mühürleyip dönüyorum amin deyişlerime…

içimin ülkelerine çöreklenmiş menfaat bulutlarından kaçıyorum..kaçıyorum kibirden yalnız kendine istiyor olmaktan, öfkeden… kaçıyorum ne varsa faniliğe dair… pişmanlıkla ıslanmış bir hıçkırıkta, selamlarımın kabul edilmesi umudunda yeniden geliyorum hayata…kan revan oluyor aklımda hüzünler… yağmamış yağmurlar kadar latif şimdi kalbimde devleşen sıkıntılar…

Korkularımı emziren bütün gecelerin siyahı, yeni açmış bir karanfil kokusu oluyor… bulunca seni…

Benliğimin kuytularında sızlayan yalnız kalmışlıklar, kayan dev bir yıldız oluyor… anınca seni…

Bütün sessizlikler rahmet oluyor… bütün çaresizlikler gündoğumu... bütün boyun büküşler amin oluyor dudaklarımda… bütün amin deyişler gül adında… seni ta içimde taşıdığım zaman bu ömür türküsünde…..

Yalnız kalıyor bazen aminler…gecenin sakinliğinde usulca hayat bulan aminler uykuya yenik düşüyor çoğu zaman…daha derinden dua etmeye susuz dudaklarım… Zaman merhametsizlikte hüküm sürüyor ya Resulalah… mazlumun ayaklar altında ezilen yüreğiyle besleniyor zalim kalp atışları… şefkate kanat çırpan kırlangıçların kanatları isyandan devleşen tel örgülere takılıyor… kanatlarından sızan kana bulanıyor ruhum… belki her gün bir günahsız yavrunun bedeni, hain bir merminin kılıcından geçiyor… günahsızların iniltileri içimde yankılanıyor… semayı sarsıyor annelerin ağıtları… gözlerimizin önünde yüreklerimizin dibinde inliyor nefesleri günahsızların… insanlar çoktan sökmüş gibiler köklerini, içlerindeki merhamet adlı çınarın… babaları ölmeden miras derdinde birbirine düşer olmuş kardeşler… duaya açık kapılarından dudakların, gıybet yükselir olmuş… yalansız konuşmalar azalmış… herkes birbirinin kuyusunu kazıyor… ve ölümü unuttu sanki kalpler… ölümü anmaktan aciz zihinlerimiz… içim acıyor Ya Resulullah… her haksızlığın ardında tükeniyor nefeslerim… içim kanıyor… her acının ardında çaresizlik yağmamış bir bulut gözlerimde… bir tek silahım var… ona sarılıyorum gece yarıları… duaya…


Sevmek çekince dalgalarını bir zamanlar hiç durmadan dövdüğü kıyılarımızdan, okyanus ortasında su arar olduk… öldük hatta susuzluktan… yağmur sağanak sağanak boşanırken bedenlerimize… Adını unuttukça anmayı, dudaklarımızdan, başka isimler söyler oldu dillerimiz… başka sevdalar salınır oldu bakışlarımızda… içimize yabancı hevesler ,içimizde… hasretleri bile yabancılaştı dünyamızın… sevgi uzaklaştığımız hatta kaçtığımız bir hastalık gibi…ben böyleyken… hala umudu var mıdır sana olan selamlarımın kabulünün?… bu kadar kendimi bulanmışken sensizliğe…


Aynı zaman diliminde atsaydı kalplerimiz seninle… Yüreğimiz hissetseydi seni bir kere görmüş olmanın bahtiyarlığını… oysa şimdi hercai sevgilerde kanıyor ümitlerimiz… Varsa zihnimin kirli dumanları arasında ,dünyaya bel bağlamış iniltili hayatımın ortasında,hala sevmeye dair kımıldayan bir tomurcuk sana olan özlemimin sıcaklığındandır…

Ya Resulullah bu özlemimizin sınırsızlığına bakıp dua eder misin yüreklerimize? secdenin izi alınlarımızdan, amin deyişler gece uyanışlarımızdan ve sana olan sevgi solmayan yediverenler gibi hiç silinmesin gönüllerimizden…

Ey beni en çok sevenin en sevdiği…

Bir lale vakti… bir bahar gecesi… dudaklarımda sana selamlarla göz kapayışlarım var geceye… herşeye rağmen sevilme umuduyla bükülüyor boynum… sevginin sonsuzluğuna açılıyor avuçlarımda ruhum…

Ey Rabbim,

en sevdiğinin sevgisini artır ki kalbimde…

senin yanına sevdiğinin sevgisiyle dolu bir yürekle varabileyim son nefesimde…
 
Iskender PALA

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Nisan 23, 2008 ·

Esselamu aleykum

Esselamu aleykum sevgili Blog Dostlarim..

 

uzun bir aradan sonra tekrar aranizdayim ins..o arada blogumu ve ziyaretlerimi cok ihmal ettim ..

 

dünyalik telas mesakat ..ne diyelim..

 

hepsiniz iyisiniz selamettesinizdir insaAllah.

 

Allaha emanet olun:)

 

 

Yorum (3) Yorum yaz!

Mart 14, 2008 ·

HayirLi CumaLar

Es selamu aleykum...
 
En'am/17:
 
"ALLAH, sana bir zarar dokundurursa, onu yine Kendisinden baska acacak yoktur!"
 
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
 
"Benim hükmüme razi olmayan ve Benim verdigim musibete sabretmeyen kisi, kendine Benden baska bir Rab arasin!"
(Kudsi Hadis) (Mucemus Sagir)
 
EGER BIZ ALLAHtan RAZI OLAMZSAK, O'NUN BIR YEDEGI YOK! AMA, O BIZDEN RAZI OLMAZSA, BIZIM YEDEGIMIZ COK!
ALLAH ICIN VAZGECILMEZ YOKTUR AMA ALLAH BIZIM ICIN VAZGECILMEZDIR!
 
Allah'tan asagisi ile tatmin olmaman duasi ile..

Yorum (2) Yorum yaz!

Şubat 7, 2008 ·

Bahar

 

 

Görmedin bu mevsim ne yaz ne bahar
Çiçekleri sana bırakıp gitttim
Hayallerim sana emanet
Yüreğinde sakla umutlarımı

Yüreğinde sakla umutlarımı
Ben sana dönene kadar

Yine bahar bensiz geçecek
Ne olur kuşlara selamım söyle
Yüreğimi kopar kırlara götür
Bırak beni burda kalayım

Bırak beni burda kalayım
Sen bana gelene kadar

” Nasıl anlatsam bilmem yitik güneşimizi sevda gibi…
Kurt kapanında bir ceylanın gözlerine bakmalı…
Öyle uzak öyle uzak ki yarin elleri…
Bahar, kırçiçekleri, sevgili kırmızı bir gül gibi
Yüzümüz ki derin derin kazınmış bir coğrafya
Şu gülen çwhremiz akıl hastasında kahkaha gibi.
Hele yüreklerin ardına düşmeye gör
Sessiz ve ölü
O yerinde yurdunda kalmış kafeste bir kuş gibi ”

En soğuk mevsimi garip gönlümün
Kara kışa tutulmuş yolda kalmışım
Sımsıcak ellerin çok özlemişim
Üşüyorum inan çok üşüyorum

Üşüyorum inan çok üşüyorum
Güneş penceremden gülene kadar

Sıcak çayın demle iç yudum yudum
Bırak ısınıyam cigaram ile
Morarmış dudağım kıpırdamıyor
Gözlerim mühürlü ellerim tutsak

Gözlerim mühürlü ellerim tutsak
Adalet yerini bulana kadar

” Yetmez mi ki bize de kalsın bir parça yüreğimiz
Yar da, yaran da mı kaldı paramparça cam gibi
Acı bir veda öpücüğü kondu dudağımıza mahsun kederli
Bir de çocukların son bakışları yaralı ceylan gibi
Kavuşmak amansız bir hastalık, umutsuz hayal meyal
Akıl zindanında gelen ölüm sırtında bir dağ gibi
Uyku idamlık bir mahkum için beynin güzel isyanı
Yaşam delik deşik bir damar içindeki kan gibi ”

Gözlerim yolarda baka kalmışım
inanki kanadı kırık bir kuşum
Yapayanlız ayaz dona kalmışım
Konuşamıyorum uçamıyorum

Konuşamıyorum uçamıyorum
O’nun merhameti gelene kadar

Gün be gün yükselir mapus duvarı
Sorma bana neolur gece zındanı
Hüzün çepe cevre sarar insanı
Mapus uykulardan kalkamıyorum

Mapus uykulardan kalkamıyorum
Medine güneşi doğana kadar


alintidir

Yorum (2) Yorum yaz!

Şubat 3, 2008 ·

Komutan Şeyh Ebu Leys El Libi Şehid Oldu


ABD tarafından arananlar listesinde yer alan ve başına 200 bin dolar ödül konulan İslami direniş komutanı Ebu Leys'in şehid olduğu bildirildi. Ebu Leys'in şehadeti dolayısıyla direnişçiler tarafından yayınlanan mesajda, "Şeyh Ebu Leys el Libi'nin şehadeti münasebetiyle İslam Ümmetine tebriklerimizi sunuyoruz" denildi.

 

 

http://www.kudusyolu.com/index.php?adres=haber&dil=tr&id=1779

Yorum (1) Yorum yaz!

Ocak 26, 2008 ·

Necip Fazil KisaKürek

 

Efendim,Kurtarıcım,Müjdecim,Peygamberim Sana Uymayan Ölçü Hayat Olsa Teperim...

Yorum (0) Yorum yaz!

Ocak 20, 2008 ·

bir Filistinlinin el-Aksa televizyonundan yayınlanan duası.....


Ey sözü hak olan Allah’ımız!

Sen ki, “bana dua edin duanızı kabul edeyim” diye buyurdun,

Ey Rabbimiz, sana dua ediyoruz ve senden diliyoruz,

Ey Rabbimiz, sana dua ediyoruz ve senden diliyoruz,

Ey ellerin sadece kendisine kaldırıldığı Allah’ım,

Ey sadece kendisine secde edilen Allah’ım,

Ey sadece kendisinin önünde eğildiğimiz ve sadece kendisine rüku edilen Allah’ım,

Ey mü’minlerin sadece kendisine boyun eğdiği Yüce Allah’ım,

Ey Allah’ım bizim üzerimizden şu kuşatmayı kaldır,

Başımızdaki şu büyük musibeti kaldır,

Bu kuşatmayı üzerimizden kaldır ve bizi ondan kurtar,

Ey sözü hak olan Allah’ım,

Sen Yüce Kitabında: “Allah, kâfirlere mü'minlerin aleyhine bir yol vermeyecektir” diye buyurdun.

Ey Rabbimiz, biz sana güveniyor ve sözünü tasdik ediyoruz.

Biz inanıyoruz ki sen, dostlarının aleyhine düşmanlarına yol vermeyeceksin.

Mü’minlerin aleyhine Yahudilere yol vermeyeceksin.

Mücahitlerin aleyhine münâfıklara yol vermeyeceksin,

Ey Rabbimiz, dostlarının aleyhine düşmanlarına yol verme

Ey Rabbimiz, dostlarının aleyhine düşmanlarına yol verme

Ey Allah’ım, Biz sana sığındık. Senin Kitabına yapıştık.

Allah’ım sen bizi zillete düşürmezsin.

Biz senin kitabına ve peygamberinin sünnetine yapıştık.

Ey Allah’ım, gençlerimize, çocuklarımıza, yaşlılarımıza, kadınlarımıza merhamet eyle,

Sadece senden diliyor ve sadece sana sığınıyoruz.

Ey sözü hak olan Allah’ım,

Sen ki kitabında Peygamberin İbrahim’in diliyle: “Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur” diye buyurdun.

Biz hastalandığımız zaman bizim hastalarımıza şifa verecek olan da sensin.

Ey Allah’ım, çocuklarımızdan, kadınlarımızdan, yaşlılarımızdan nice hastalarımız var. Onlara şifa ver.

Bu hastalarımız tedavi görmek için yola çıkmaktan alıkonuyorlar. Kendilerine ilaç verilmesine engel olunuyor.

Şimdi elektrikleri de kesildi ve yattıkları hastaneler bile hizmet veremez oldu.

Allah’ım hastalarımıza şifa ver. Ey Rabbimiz, şifa veren sensin.

Ey Allah’ım, biz senin Sevgili Peygamberini seviyoruz.

Ona olan sevgimizin bereketiyle dualarımızı kabul eyle

Kur’an-ı Kerim’in ve Mescidi Aksa’nın bereketiyle dualarımızı kabul eyle.

Ellerimizi sana açtık, dualarımızı sana yöneltiyoruz.

Ey yaratılanların yaratıcısı, mülkün sahibi, din gününün sahibi

Ey Allah’ım, üzerimizden şu kuşatmayı kaldırmanı diliyoruz.

Ey Allah’ım bu kuşatmayı üzerimizden kaldır

Ey Allah’ım bu kuşatmayı üzerimizden kaldır

Önderimiz bize: “İstediğin zaman Allah’tan iste. Yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile” diye buyurdu.

İşte biz de senden istiyoruz.

Senin bizim dışımızda daha pek çok kulların var, ey Allah’ım,

Ama bizim Senden başka Rabbimiz yok.

Sana dua etmezsek kime dua edebiliriz, Senden dilemezsek kimden dileyebiliriz?

Ey, güzel olanı açığa çıkaran ve çirkin olanı gizleyen Rabbim!

Yanılgılardan dolayı hesaba çekmeyen, en güzel muameleyle muamele eden, Lütfu geniş olan, rahmetini gönderen, her inayetin sahibi, her şikâyetin kendisine iletileceği Rabbimiz,

Keremi bol, ihsanı geniş olan,

Ey Rabbimiz, ey Mevlâmız, dileklerimizi kendisine ilettiğimiz ilahımız,

Üzerimizden kuşatmayı kaldırmanı diliyoruz,

Hastalarımıza şifa vermeni diliyoruz

Mücahitlerimizi korumanı diliyoruz.

Ey Allah’ım, mücahitlerimizi koru.

Ey Allah’ım, gençlerimizi, yaşlılarımızı, kadınlarımızı, çocuklarımızı koru.

Ey Kitab’ı indiren, bulutları yürüten, küfür gruplarını hezimete uğratan, hesabı hızlı olan Allah’ım,

Senin kitabından sapanları hezimete uğrat,

Ey Allah’ım, Senin dostlarına, salih kullarına, Peygamberinin yolundan gidenlere yardım et.

Ey Allah’ın Yahudileri ve mü’minlere karşı onların yanında yer alanları sana havale ediyoruz..

Onları, kâfirlerden geri çevrilmeyecek olan şiddetli cezana maruz eyle

Ey Allah’ım, onlara karşı ilahi gücünü ve kudretini bize göster.

Küfür askerlerini, Firavun’u ve Semud’u helake uğratan Allah’ım!

Yahudileri ve mü’minlere karşı onlara dost olanları sana havale ediyoruz.

Ey duaları işiten Allah’ım,

Gençlerimize, çocuklarımıza, kadınlarımıza ve yaşlılarımıza merhamet eyle,

Ellerimizi sana açtık, sana yöneldik ve sana dua ediyoruz.

Ey Allah’ım, sen ilahımızsın, yücesin, halimsin,

Ey Allah’ım, sen ihlasla sana yönelen elleri boş çevirmezsin,

Ey Allah’ım Filistin ellerini sana açtı,

Ey Musa’yı kurtaran Rabbimiz!

Ey Muhammed’i kurtaran Rabbimiz!

Bizi de zalimler topluluğundan kurtar,

Bizi de zalimler topluluğundan kurtar,

Bizi de zalimler topluluğundan kurtar,

Ey Allah’ım bize kötülük ve fenalık düşünenlerin planlarını kendilerine çevir.

Onları kendi dertleriyle meşgul eyle.

Ey Allah’ım, bizi uyumayan gözlerinle koru.

Ey, gözlerin kendisini görmediği, yaratıkların kendisine ulaşamadığı, hiç kimsenin kendisini vasfedemediği, hiçbir şeyin kendisini değiştiremeyeceği, hiçbir şeyin kendisini korkutamayacağı, bütün incelikleri bilen, suların damlalarının, ağaçlarının yapraklarının sayısını bilen, üzerine gün doğan her şeyin sayısını bilen Yüce Allah’ım!

Bizi şu içinde bulunduğumuz durumdan kurtar, bize bir kurtuluş kapısı göster.

Ey Rabbimiz, ey Allah’ımız, ey Rahman, ey Rahim, ey göklerin ve yerin düzenini koruyan,

Ey istekte bulunulanların en hayırlısı, Dua edilmesini emreden ve duaya icabet edeceğini bildiren,

Bizim de duamızı kabul eyle....

 

 

http://www.kudusyolu.com/index.php?adres=haber&dil=tr&id=1745




Yorum (0) Yorum yaz!

Ocak 18, 2008 ·

Muharrem ve Asure´nin Anlam ve Önemi

Muharrem ve Aşure’nin Anlam ve Önemi

Aşure Günü bizi Muharrem’in onuncu gününe yaklaştırmaktadır. Bu kutsal Muharrem ayı Müslümanlar için önemli ve değerli bir aydır.

O, Hicri takvimin ilk ayı ve Allah (c.c)’nun Tevbe suresinde bahsetmiş olduğu dört kutsal aylardan birsisidir.

“Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ......” (Tevbe: 36)

Bu ayette geçen Allah (c.c)’nun “kendinize zulmetmeyin” sözü, kendinizi bu kutsal aylarda yanlışlara sokmayın, çünkü bu aylarda günah işlemek öteki aylarda işlemekten daha kötüdür.

İbn Abbas (r.a)’nın şu tabiri söylediği rivayet edildi: “Kendinize zulmetmeyin” sözü tüm aylara gönderilmiştir, o zaman bu dört ay seçilerek kutsal yapılmıştır. Bundan dolayı bu aylarda günah işlemek daha tehlikelidir, iyi ameller ise daha büyük mükafat getirir.

El-Buhari Ebu Bekir (r.a)’dan rivayetle Resul (s.a.v) şöyle dedi:

“Bir yıl, ay ölçüsüyle on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır ki, üçü arka arkaya Zülka`de, Zülhicce, Muharrem`dir. (Dördüncüsü) Mudar`ın ayı olan Receb`dir. O, Cümâd el-âhir ile Şa`bân arasındadır". (Buhari: 2958)

Resul (s.a.v) bize Muharrem ayının 9 ve 10. günlerinde oruç tutmamızı tavsiye etmektedir.

El-Buhari İbn Abbas (r.a)’dan şöyle dediğini rivayet etti:

"Resulullah (s.a.v) Medine'ye gelince, yahudileri Aşüra günü oruç tutar gördü. Onlara: "Bu da ne, (niçin oruç tutuyorsunuz)?" diye sordu. "Bu, sâlih (hayırlı) bir gündür. Allah, o günde Beni İsrâil'i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Musa o gün oruç tuttu '' dediler. Resulullah (s.a.v): "Ben Musa'ya sizden daha layığım" buyurup o gün oruç tuttu ve Müslümanlara da tutmalarını emretti.” (Buhari hadis: 1865)

İmam Müslim’in rivayetine göre Museviler şöyle dedi: “Bugün büyük bir gün, ki bugün Allah Musa ve onun halkını korudu ve Firavun ve adamlarını boğdu.”

Müslim bir de şunu rivayet etti: “Musa Allah’a şükür için bugün oruç tuttu, bu yüzden biz bugün oruç tutarız.”

Muaviye ibn Ebu Süfyan anlatır: Ben Resulullah’dan (s.a.v) işittim, (bu gün için) şöyle buyuruyordu: "Bu gün Aşure günüdür. Aşure günü oruç tutmayı Allah size farz kılmamıştır. Halbuki ben oruçluyum. Sizlerden her kim bu orucu tutmak isterse tutsun; tutmak istemeyen de tutmasın" buyurmuştur. (Sahih Müslim)

Katâde (r.a) anlatıyor: Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: "Aşura orucunun önceki yılın günahlarına kefaret olacağını Allah(ın rahmetin)den umarım.'' (Sahih Müslim)

Ebu Hureyre (r.a) Resul (s.a.v)’in şöyle dediğini bildiriyor: "Ramazan ayından sonra en faziletli oruç (ayı) şehrullah olan Muharrem ayıdır.” (Sahih Müslim)

Muharrem’in 10’unda oruç tutmaya ek olarak aşağıdaki hadiste de şart koşulduğu üzere 9’unda da oruç tutma niyetinde olmamız gerekmektedir.

İbn Abbas (r.a) Resul (s.a.v)’nin şöyle dediğini anlatıyor: “Eğer gelecek seneye kadar hayatta kalırsam, kesinlikle Muharrem’in 9’unda oruç tutacağım.” (Sahih Müslim)

Hakam İbn El-Arat (r.a) anlatır: İbn Abbas (r.a)’a gittim. Ona dedim ki: ‘Bana Aşure günündeki orucu anlat.’ Dedi ki: ‘Muharrem’in yeni ayını gördüğün zaman günleri say ve 9.uncu gün oruç tut.’ Ona dedim ki: ‘Bu Resullah’ın (s.a.v) tuttuğu şekildeki oruç mu?’ O dedi ki: “Evet.” (sahih Müslim)

Bu günler bize bir de Musa (a.s)’ın Firavun’a karşı mücadelesinin hikayesini hatırlatıyor. Allah (c.c.) Kasas suresinde şöyle dedi:

“Bunlar, apaçık Kitab'ın âyetleridir. İman eden bir kavim için (faydalı olmak üzere) Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek şekliyle nakledeceğiz. Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını çeşitli zümrelere bölmüştü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı. Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk. Ve o yerde onları hakim kılmak; Firavun ile Hâmân'a ve ordularına, onlardan (İsrailoğullarından gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).” (Kasas: 1-6)

Allah (c.c) bize Firavun’un nasıl insanlara zulmettiğini, insanları baskıyla küçük gruplara böldüğünü, insanların yeni doğmuş erkek evlatlarını öldürdüğünü nasıl insanlara zorbalık ve zulümle hükmettiğini anlattı.

Ve hepimiz Allah Az ve Celle’nin Musa (a.s)’ı insanları zulüm ve zorbalıktan kurtarmak için yetiştirdiğini biliriz.

Allah Er-Rahman Er-Rahim Kasas süresinde Musa (a.s)’ı Firavun’un çocukları öldürme seferberliğinden nasıl koruduğundan bahsetti. Allah (c.c.) bize Musa (a.s) doğduğunda annesine nasıl onu nehre atması için ilham verdiğini anlatır. Onun Allah (c.c)’ın emrine direniş olmaksızın nasıl itaat ettiğine bakın, çocuğunuzu nehre attığınızı hayal edin, bu Allah’a tevekkülün anlamıdır.

Firavun ve eşi Musa (a.s)’ı buldu, Firavun’un karısı Musa (a.s)’ı görünce sevinç hissetti ve Firavun’u onu öldürmemeye ikna etti. Allah (c.c) Musa’yı (a.s) başkalarından süt almak istemediğinde yeniden annesi ile bir araya getirdi. Böylelikle er geç Firavun’un karısı Musa (a.s)’ın annesini ona bakması için hizmetçi olarak kullandı. Allah (c.c) bu güzel hikayeyi anlatmaktadır,

“Biz daha önceden (annesine geri verilinceye kadar) onun süt analarını kabulüne (emmesine) müsaade etmedik. Bunun üzerine ablası: Size, onun bakımını namınıza üstlenecek, hem de ona iyi davranacak bir aile göstereyim mi? dedi. Böylelikle biz onu, anasına, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vadinin gerçek olduğunu bilsin diye geri verdik. Fakat yine de pek çoğu (bunu) bilmezler.” (Kasas: 12-13)

Musa (a.s) büyüdüğünde Firavun’un karşısında durdu ve onun ahlaksızlığına ve vahşiliğine meydan okudu. İsrailoğullarını (Beni İsrail) Firavun’a karşı getirdi, ona ve onun vahşiliğine direndirdi. Firavun kendisinin tanrı olduğuna, ölüm ve hayat gücünün kendi ellerinde olduğuna inanıyordu.

Allah Azze ve Celle Yunus suresinde şöyle dedi:

“… Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatör) ve haddi aşanlardan idi.” (Yunus: 83)

Bugün de biz bir çok modern Firavunlar, musrifler/haddi aşanlar ve zalimlerle karşı karşıyayız.

Bugün Bush ve onun Amerika’sı bu modern Firavunlardan birisidir. Biz Amerika’nın kendisini dünyanın ilahı olarak düşündüğünü, Irak’taki Müslümanları nasıl bombaladığını, geçmişte neden olmaksızın Sudan ve Afganistan’daki Müslümanları nasıl bombaladığını ve yaptırım ve politikalarını tüm İslam bölgelerine nasıl koymaya devam ettiğini biliyoruz. O bugün dünyanın küstah ve kibirli zalimidir. Bu insanların küstah ve kibirliliği açıktır, Time dergisinin koyduğu başlık gibi: ‘Amerika Hükmediyor: Tanrıya şükür’

Amerika bugün bu dünyadaki tek Firavun değildir, Firavun’un yardımcısı Haman gibi birçok yardımcılara sahiptir.

Bugün, Müslüman dünyasındaki hükümdarlar o yardımcılar ve Firavunlardır ki onlar Firavun insanları nasıl böldüyse öyle bölüyorlar, Firavun insanlara nasıl zulmettiyse öyle zulmediyorlar, Firavun insanları nasıl öldürdüyse öyle öldürüyorlar.

Bugün Firavun’un despot temsilcilerinin batıl yüzü/tarafı açığa çıkmıştır. Öyleyse biz de Hak yönü/tarafı açığa çıkartıp yükseltmek zorundayız. Hak tarafındaki insanlar, insanların kurallarından kurtulup Allah’ın kurallarına, Firavunların karanlığından hilafetin aydınlığına gitme çağrısını taşıyorlar. Bunu takip etmedeki sıkıntıya ve her türlü eziyetle karşılaşmalarına rağmen devam ettirmektedirler.

Musa (a.s) İsrailoğullarını Firavun’dan kurtardı, biz de Müslüman Ümmetini Kapitalizm zulmünden kurtarmak zorundayız. Bunu başarma metodu ise iyi bilinen şu hadistedir:

“İsrâil oğulları zamânında onları Peygamberler idâre ederdi. Her ne zaman bir Peygamber ölürse, onun yerine başkası geçerdi. Şüphesiz ki, benden sonra Peygamber yoktur. Ancak halîfeler bulunur. Onlar çok da olabilir.”

Firavun’un sonu, ellerinde tüm güçlerin olduğuna inandığı halde geldi. Doğrusu zaman gelecek ki Amerika ve yardımcıları da Müslüman dünyada aynı Firavun ve adamlarının okyanusta boğulması gibi boğulacaktır.

Musa (a.s) ve tüm diğer Peygamberler görevlerini yerine getirmek için Allah (c.c)’dan başkasına güvenmediler/bağlanmadılar. Musa (a.s) Rabbisinden yardım ve destek aradı. Allah (c.c) Ta-Ha suresinde şöyle diyor:

“Musa: Rabbim! dedi, yüreğime genişlik ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimden (şu) bağı çöz. Ki sözümü anlasınlar. Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver, Kardeşim Harun'u. Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir. Ve onu işime ortak kıl. Böylece seni bol bol tesbih edelim. Ve çok çok analım seni. Şüphesiz sen bizi görmektesin.” (Ta-Ha: 25-35)

Bugün biz de bu dünyanın Firavunlarını tahttan indirmek için hilafeti yeniden kurma uğraşımızda yalnızca Allah’a güvenmek/bağlanmak zorundayız. O işitendir ve dualara icabed edendir.

Abdul-Hamid Jassat

Yorum (0) Yorum yaz!

Ocak 12, 2008 ·

Yahya Abdullatif Ayyaş

Karanlığın her yanı kapladığı bir vakitte, bencilliğin, duyarsızlığın ve müstağniliğin bütün sineleri etkilediği dönemde, umuda dair bir kıvılcımın ve özgürlük ışığının kaybolduğu bir zaman diliminde, kendilerini kurban olarak Allah'a ve O'nun dinine adayan ve bu yoldan çevrilmeyen bir kaç yiğit karanlığa savaş açtılar… Siyonist işgalcilerle onların işbirlikçilerinin birkaç yıl süren arama çalışmaları sonunda kendine ulaşıp 5 Ocak 1996 tarihinde hain bir suikastle şehid ettikleri Yahya Abdullatif Ayyaş, HAMAS'ın İzzettin Kassam Birlikleri'ne bağlı istişhadi eylemler grubunun komutanıydı ve kurucusuydu. Onun planladığı eylemlerde siyonist işgalcilerden toplam 340 siyonist hayatını kaybetmiş belki bunun iki katı kadar sayıda işgalci de yaralanmıştır...  Devamını (Mühendis Yahya Ayyaş), okumak için tıklayınız.

 

 

Sevda Savaşçısı

( Yiğit Gerilla Yahya Ayyaş'a )

Varsın düşmesin yakamızdan ölüm
Elbet bir gün sabah olacak kara gözlüm

Geceler paylaşsın bizi ölüm paylaşsın
Adımız Sevda Savaşçısı geşsin künyesine tarihin

Her gece bir düşü taşırız güneşe
Bedir Mirasını düşürecek yüreğimize

Bak yarılıyor heybetli dağların göğsü
Bir sevde savaşçısını dinlendirmek için

Belki uzun sürer kör karanlık  dönen haritada
Ey Savaşçı yorulmak yoktur akan ırmaklarda

Bize göre değil umutsuz yaşamak
Bir sevda uğruna vurduksa yola

Tur-i Sina ölümsüz güller açıyor
Çakmak çakmak intikam tütüyor gözlerin

Kurşunlar bombalar sürme çeker ufuklara
Habire çağıltılar birliyor iç sularımızda

Varsın düşmesin yakamızdan ölüm
İnan bir gün söz geçireceğiz geceye kara gözlüm

-Bünyamin Doğruer-


“Müminlerden öyle erler vardır ki, onlar Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler; onlardan kimileri adaklarını yerine getirdi(şehid oldu), kimileri ise(şehadetlerini)  beklemektedir. Onlar hiçbir şey karşılığında sözlerinden dönmediler.”

{مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُم مَّن قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلاً }

 

 

http://www.kudusyolu.com/index.php?adres=haber&dil=tr&id=1692

Yorum (2) Yorum yaz!

Ocak 12, 2008 ·

HER HİCRET BİR İNKILAPTIR!

HER HİCRET BİR İNKILAPTIR!

"Hicret, ilk önce nefislerimizdeki her türlü gayri islami anlayış ve duygulardan arınmak, amellerimize yerleşen gayri islami davranış ve alışkanlıkları terketmektir. Hicret insanın en çok sevdiği, fakat Allah'ın dininin yaşanmasına engel olduğu zaman vatanın, milletin, ailenin, sosyal sınıfın, makam ve mevkinin Allah'ın dinine hizmet etmek için terk edilmesidir. Hicret bir kaçış değildir. Aksine kafirlere ve zalimlere terkedilen haklarımızı geri almak, mücadelenin şartlarını yaşanır hale getirmek için hazırlanmaktır. Yani geri dönüş ve hesap sorma eylemidir hicret."

Şehid Ali Şeriati

 

 

 

"Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı Allah katındadır. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir."  (Nisa-100) 

 

http://www.kudusyolu.com/index.php?adres=haber&dil=tr&id=1697

Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »